Doğada hiçbir iz diğerinin tam olarak aynısı değildir. Göz alışılmış olanın üzerinden hızla geçer, beklenmedik bir ayrıntıyla karşılaştığında ise bir an durur. Bazen küçük bir leke, farklı bir ton ya da kendine özgü bir şekil daha önce fark edilmeyeni görünür kılmaya yeter.
Her fikir, sessiz bir iz olarak başlar. Düşünceler yazıya, çizime ve üretime dönüştükçe kalıcı bir anlam kazanır. Boş bir kağıdın üzerine dökülen fikirlerin ilk çizgileri, zihindeki düşüncelerin hayata açılan yolculuğunun başlangıcıdır.
Her yolculuk, yanında taşımayı seçtiklerin kadardır. Onlar ağırlık değil, yaşama eşlik edenlerdir. Hikayeler, düşünceler, notlar, kalemler ve yarım kalan fikirler... En değerli olanlar, ihtiyaç duyduğunda hep elinin uzanacağı kadar yakın olmasını istediklerindir.
Hayatın en derin bağları sessizce kurulur ve varlığını oluşturduğu birliktelikle hissettirir. Bir arada durmanın gücü çoğu zaman parçaları değiştirmekte değil, aralarındaki ilişkiyi kurabilmektir. En sade bağlantılar her yön değişiminde yeni bir anlam kazanır ve kurduğu ilişkiyle vazgeçilmez bir ayrıntıya dönüşür.
Tıpkı boş bir tuval gibi, zamanla her yaşam alanıda kişisel dokunuşlarla şekillenir. İçinde biriken hikayeler ve seçilen objelerle kendine özgü bir esere dönüşür. Bazı formlar ise bu eseri sessizce taşıyarak, yaşamın sürekli değişen en kişisel sergisine zemin hazırlar.
Yüzyıllar boyunca farklı kültürlerde aynı işlev için kullanılan bazı formlar, ait oldukları dönemin ötesinde yaşamaya devam eder. İşlevleri değişse de karakterlerini koruyarak yeni anlamlar kazanır. Geçmişe ait kalıcı silüeti, günümüz yaşamına uyarlayan sade bir yaklaşım sunar.
Bazı nesneler ilk karşılaşmada tanıdık gelir. Bu tanıdıklık, zamandan bağımsız bir yakınlık uyandırır. Geçmişin üretim kültüründen izler taşıyan formuyla, gündelik yaşamın sessiz bir parçası haline gelir.
Bir arada olmak her zaman birbirine benzemeyi gerektirmez. Her biri kendi rengini ve biçimini korurken yan yana gelenler, aralarındaki farklılıklarla yeni bir uyum yaratır. Bütünü özel kılan bu farklılıkların birlikte var olma biçimidir.
Birliktelik, bazen benzerlikten değil farklı parçaların ortak bir bütün içinde buluşmasından doğar. Her parça kendi varlığını sürdürebilir, birlikte olduğunda ise tek başına kuramayacağı anlamlı bir bütün oluşturur. Tam da bu birliktelik, onu müstesna kılar.
Görünen, her zaman bütünün kendisi değildir. Asıl değer zaman içinde kurulan ilişkide ve kazandığı anlamda ortaya çıkar. Her kullanımın bıraktığı iz, bu anlamı derinleştirir.
Işık, ulaştığı yeri yalnızca aydınlatmakla kalmaz. Işığın yönü değiştikçe gölgeler hareket eder, yüzeyler başka bir ifadeye bürünür ve geçen zaman görünür hale gelir. Bir zamanlar gölgenin yönünde okunan zaman, ışığın ardında bıraktığı küçük değişimlerle kendini göstermeye devam eder.
Bir başlangıcın etkisi doğduğu yerle sınırlı kalmaz. Kendine açılan yolu izledikçe büyür, çevresine yayılır ve hiç dokunulmadığı yerlere ulaşabilir. Küçük bir başlangıcın ne kadar uzağa varabileceğini ancak sınırlarını aştığında fark ederiz.
Bir merkezin etrafında başlayan hareket yön değiştikçe çoğalır. Her parça bir tarafa uzanırken çıkış noktası hep aynı kalır. Bazen hareket için olduğumuz yerden ayrılmadan başka bir yöne açılmak yeterlidir.
İnsan kendine her baktığında yalnızca gördüğünü değil görmek istediğini de arar. Küçük değişiklikler bu arayışa eşlik eder. Bir şey eklenir, çıkarılır, yeniden bakılır ve tanıdık görüntü yavaşça içimizde karşılığını aradığımız o hale dönüşür. Bazen bu değişimin başlangıcı, küçücük bir halkadır.
Bir söz, küçük bir not ya da yalnızca o anki halimiz, karşımızda kendine ayrılan yerde yaşamaya devam eder. Görünür kılmak istediğimiz ne varsa, bulunduğu yüzeyde kendine ait bir yer edinir. Her dönem, anlatmaya değer bulduğunu başka bir biçimde kayda geçirir.
Az şey söyleyerek güçlü izler bırakmak, lirik anlatımın özüdür. Sessiz ama etkili ifade, kurduğu ilişkilerle anlam kazanır. Bu dingin anlatımın yaşam alanlarında hissedilen bir deneyime dönüşmesini sağlar.
İnsanda nesnelerde çoğu zaman onlara eşlik eden ayrıntılarıyla hatırlanır. Küçük bir dokunuş, bazen kişisel bir ifadeye, bazen de bir nesnenin kimliğine dönüşür. Bu ayrıntılar, ait oldukları bütüne karakterini veren sessiz bir dil oluşturur.
Hakkıcığım,
Bu tabloya kendim de kıymet verdiğim için sana hatıra olarak vermeye cesaret ettim. Bu ...,... t..., sana, seni hem sayan hemde candan seven, çocukluk ve mektep arkadaşın R... hatırlatacak.
..... 6 Mayıs 1947
TÜM ÜRÜNLERDE
%100 GÜVENLİ
KREDİ KARTINA
WHATSAPP SİPARİŞ
Internet Explorer tarayıcısının 9.0 ve daha eski sürümlerini desteklememekteyiz. Web sitemizi doğru görüntüleyebilmek için tarayıcınızı güncelleyebilirsiniz, güncelleyemiyorsanız başka bir tarayıcıyı ücretsiz yükleyebilirsiniz.
Sizlere en iyi alışveriş deneyimini sunabilmek adına sitemizde çerezler(cookies) kullanmaktayız. Sitemizde kalmanız halinde çerez erişimine izin vermiş sayılırsınız. Detaylı bilgi için lütfen tıklayınız.